
Kabızlık Bağırsak Sorunu mu? Davranış Sorunu mu?
Kabızlık: Bir Bağırsak Sorunu mu yoksa Davranışsal mı?
Merhaba sevgili anneler ve babalar, bugün çocuklarda çok sık gördüğümüz ama çoğu zaman yanlış yönetilen bir konudan bahsedeceğiz: kabızlıktan.
Poliklinikte günlük pratiğimde ailelerden en sık duyduğum cümlelerden biri şu:
“Hocam çocuğum kabız ama neden olduğunu anlayamıyoruz. İşin içinden çıkamaz hale geldik”.
Aslında kabızlık çoğu zaman tek bir nedene bağlı değildir. Ve en önemli nokta şudur ki; kabızlık sadece bağırsakla ilgili bir sorun da değildir.
Çoğu çocukta süreç çok basit bir şekilde başlar. Çocuk bir gün zorlanarak sert bir dışkı yapar ve tuvalette ağrısı olur. Bu ilk kötü deneyim çok kritik. Çünkü çocuk o anda şunu öğrenir: “Tuvalete gitmek canımı yakıyor”. Diye bir şartlanma yaşar.
Bundan sonra; tuvalete gitmek istemez, dışkısını tutmaya başlar. İşte kabızlığın davranış kısmı tam burada devreye girer.
Çocuk dışkısını tuttukça dışkı bağırsakta daha uzun süre kalır. Bu da dışkının daha çok büyümesine ve sertleşmesine neden olur. Bir sonraki tuvalet deneyimi daha zor ve daha ağrılı hale gelir. Ve böylece bir kısır döngü oluşur: karın ağrısı, dışkısını tutma, daha büyük, daha sert dışkı ve tekrar ağrı…
Bu kısır döngü kırılmadıkça kabızlık devam eder.
Bu yüzden ailelerin en çok merak ettiği soruya gelelim: “Kabızlık bir bağırsak sorunu mu, yoksa davranışsal mı?”
Cevap çoğu zaman ikisinin birleşimi. Başlangıçta beslenme, su tüketimi gibi faktörler etkili olabilir. Ama süreç uzadıkça işin içine davranış, yani çocuğun tuvalet deneyimi ve korkusu girer.
O yüzden sadece “lifli gıda verelim, ilaçla tedavi edelim” yaklaşımı çoğu zaman yeterli olmaz.
Kabızlık sadece tuvalete geç çıkmak değildir. Bazen çocuk tuvalete gitmek istemez, bazen karın ağrısı olur, iştahı azalır. Hatta bazı çocuklarda iç çamaşırına kaçırmalar bile görülebilir (enkoprezis; 4 yaş ve üzeri çocuklarda, organik bir neden olmadan dışkının istemli ya da istemsiz iç çamaşırına kaçırılması). Bu durum aileleri çok şaşırtır ama aslında ileri kabızlığın bir belirtisidir. Aslında kabız olmasına rağmen çocuk iç çamaşırına sulu dışkı kaçırır. Kalın bağırsakların son kısmında biriken büyük ve sert dışkı kitlesinin çevresinden aşağı doğru sulu dışkı kaçırması olmaktadır. Bu durum ailelerde kabızlık olmadığı algısı oluşturmaktadır.
Çocuklarda dışkı tutma durumunda en sık yapılan hatalardan biri çocuğu zorlamak ya da baskı kurmaktır.
“Tuvalete git”, “neden dışkını yapmıyorsun” gibi yaklaşımlar çocuğun kaygısını artırır ve sorunu daha da büyütür.
Peki ne yapmak gerekir?
Öncelikle kabızlığı tek bir açıdan değil, bütüncül bir yaklaşımla ele almak gerekir. Lif içeriği yüksek gıdalarla beslenme düzenlenmeli, su tüketimi artırılmalı, açık havada hareket-yürüyüş yaptırmak ama en az bunlar kadar önemli olan şey, zorlama ve baskı yapmadan tuvalet alışkanlığı kazandırmaktır.
Çocuğu her gün belirli saatlerde, özellikle yemeklerden sonra tuvalete oturtmak, bu süreci yeniden güvenli hale getirir. Ve burada sabırlı olmak çok önemli.
Aynı zamanda çocuğun tuvaletle ilgili korkusunu azaltmak gerekir. Baskı kurmadan, ceza vermeden, süreci normalleştirerek ilerlemek en sağlıklı yoldur.
Gerekli durumlarda dışkıyı yumuşatıcı tedaviler de kullanılabilir ama bu mutlaka doktor kontrolünde planlanmalıdır.
En önemli mesaj şu:
Kabızlık sadece bağırsakla ilgili bir problem değildir. Çocuğun yaşadığı deneyim, korku ve davranış bu sürecin çok önemli bir parçasıdır.
Bu yüzden çözüm de sadece fiziksel değil, davranışsal yaklaşımı da içermelidir.
Eğer çocuğunuzda kabızlık uzun süredir devam ediyorsa, tuvalet alışkanlığı bozulduysa ya da kaçırmalar başladıysa, gecikmeden değerlendirilmesi çok önemlidir.
Doğru bütüncül yaklaşımla, kabızlık çözülebilir. Ama erken müdahale, süreci her zaman kolaylaştırır.
Sağlıkla büyüyen çocuklar dileğiyle…
Poliklinikte günlük pratiğimde ailelerden en sık duyduğum cümlelerden biri şu:
“Hocam çocuğum kabız ama neden olduğunu anlayamıyoruz. İşin içinden çıkamaz hale geldik”.
Aslında kabızlık çoğu zaman tek bir nedene bağlı değildir. Ve en önemli nokta şudur ki; kabızlık sadece bağırsakla ilgili bir sorun da değildir.
Çoğu çocukta süreç çok basit bir şekilde başlar. Çocuk bir gün zorlanarak sert bir dışkı yapar ve tuvalette ağrısı olur. Bu ilk kötü deneyim çok kritik. Çünkü çocuk o anda şunu öğrenir: “Tuvalete gitmek canımı yakıyor”. Diye bir şartlanma yaşar.
Bundan sonra; tuvalete gitmek istemez, dışkısını tutmaya başlar. İşte kabızlığın davranış kısmı tam burada devreye girer.
Çocuk dışkısını tuttukça dışkı bağırsakta daha uzun süre kalır. Bu da dışkının daha çok büyümesine ve sertleşmesine neden olur. Bir sonraki tuvalet deneyimi daha zor ve daha ağrılı hale gelir. Ve böylece bir kısır döngü oluşur: karın ağrısı, dışkısını tutma, daha büyük, daha sert dışkı ve tekrar ağrı…
Bu kısır döngü kırılmadıkça kabızlık devam eder.
Bu yüzden ailelerin en çok merak ettiği soruya gelelim: “Kabızlık bir bağırsak sorunu mu, yoksa davranışsal mı?”
Cevap çoğu zaman ikisinin birleşimi. Başlangıçta beslenme, su tüketimi gibi faktörler etkili olabilir. Ama süreç uzadıkça işin içine davranış, yani çocuğun tuvalet deneyimi ve korkusu girer.
O yüzden sadece “lifli gıda verelim, ilaçla tedavi edelim” yaklaşımı çoğu zaman yeterli olmaz.
Kabızlık sadece tuvalete geç çıkmak değildir. Bazen çocuk tuvalete gitmek istemez, bazen karın ağrısı olur, iştahı azalır. Hatta bazı çocuklarda iç çamaşırına kaçırmalar bile görülebilir (enkoprezis; 4 yaş ve üzeri çocuklarda, organik bir neden olmadan dışkının istemli ya da istemsiz iç çamaşırına kaçırılması). Bu durum aileleri çok şaşırtır ama aslında ileri kabızlığın bir belirtisidir. Aslında kabız olmasına rağmen çocuk iç çamaşırına sulu dışkı kaçırır. Kalın bağırsakların son kısmında biriken büyük ve sert dışkı kitlesinin çevresinden aşağı doğru sulu dışkı kaçırması olmaktadır. Bu durum ailelerde kabızlık olmadığı algısı oluşturmaktadır.
Çocuklarda dışkı tutma durumunda en sık yapılan hatalardan biri çocuğu zorlamak ya da baskı kurmaktır.
“Tuvalete git”, “neden dışkını yapmıyorsun” gibi yaklaşımlar çocuğun kaygısını artırır ve sorunu daha da büyütür.
Peki ne yapmak gerekir?
Öncelikle kabızlığı tek bir açıdan değil, bütüncül bir yaklaşımla ele almak gerekir. Lif içeriği yüksek gıdalarla beslenme düzenlenmeli, su tüketimi artırılmalı, açık havada hareket-yürüyüş yaptırmak ama en az bunlar kadar önemli olan şey, zorlama ve baskı yapmadan tuvalet alışkanlığı kazandırmaktır.
Çocuğu her gün belirli saatlerde, özellikle yemeklerden sonra tuvalete oturtmak, bu süreci yeniden güvenli hale getirir. Ve burada sabırlı olmak çok önemli.
Aynı zamanda çocuğun tuvaletle ilgili korkusunu azaltmak gerekir. Baskı kurmadan, ceza vermeden, süreci normalleştirerek ilerlemek en sağlıklı yoldur.
Gerekli durumlarda dışkıyı yumuşatıcı tedaviler de kullanılabilir ama bu mutlaka doktor kontrolünde planlanmalıdır.
En önemli mesaj şu:
Kabızlık sadece bağırsakla ilgili bir problem değildir. Çocuğun yaşadığı deneyim, korku ve davranış bu sürecin çok önemli bir parçasıdır.
Bu yüzden çözüm de sadece fiziksel değil, davranışsal yaklaşımı da içermelidir.
Eğer çocuğunuzda kabızlık uzun süredir devam ediyorsa, tuvalet alışkanlığı bozulduysa ya da kaçırmalar başladıysa, gecikmeden değerlendirilmesi çok önemlidir.
Doğru bütüncül yaklaşımla, kabızlık çözülebilir. Ama erken müdahale, süreci her zaman kolaylaştırır.
Sağlıkla büyüyen çocuklar dileğiyle…
